13 Ekim 2015 Salı

Haaaa taslak 


Hiç bir zaman olmak istemediğim yerde zamanın daha hızlı geçmesini beklemeyi kabul etmedim. 
Ahmak nezaketine inanmadım hiç.
Gerçekğin, gerçekle iç içe olanın, orda gözler önünde duranın, orda gözler önünde durduğuna inandım.
Mesela hiç bir zaman demokrasinin bizim, bizi yönetebilmemiz olduğuna inanmadım.
Aksine demokrasinin, birilerini, onları yönetmeye ikna girişimi olduğunu düşündüm.
Evet, demokrasi insanları yönetilme şuuru etrafına toplayıp; onları kimliksiz, eşit ve erimiş bireyler olmaları için ikna eden, pratik olarak çok basit -hepimizin kabul edebiceği kadar- ama teorik, disiplinel ve ekonomik alt yapısı itibari ile bir o kadar karmaşık -hiçbirimizin anlayamayacağı kadar- bir kolektiftir.
Temelde, yönetmeyi hedefler. 
Ve günün sonunda ortak müşterekte buluşmak zorunda kalan iriyik birey, asla memnun olmaz. 
Ancak ve ancak, demokrasi mutlak ahlaka sahip toplum için.
Yinede söylemeyi denediğim şeyi tekrar denemek istiyorum; demokrasi, özgürlük değildir, özgürlüğün kıyısına dahi vuramaz. 

Bize hep tarihi bilmeyi ve tarihi bildikten sonra yorumlayarak, önümüze konan samanlardan birini yemeyi söylemiş olacaklar ki, içgüdüsel olarak demokrasi yandaşı olarak bireyselleşiyoruz. 
Ancak ve ne yazık ki, tarih, yorumlanabilecek, belirsiz bi kavram değildir.
Tarih buz gibi gerçektir, çünkü içinde milyarlarca ölüm, katliam ve sömürü vardır.
Tarihin gülümseten tarafı dahi, savaşları kazanmaya tabiidir.
Savaş kazanmak, savaşmış olma ayıbını örtmez.
İşte bizim içi saman dolu, sözde savaşmama halimiz olan "demokrasi "; savaş olgusunu yok etmedi, aksine, onu farklı platform ve pratiklere evirip yaygınlaştırdı.
Kesinlikle, demokrasi, samandır. 
Kolektif bir şuur sanarak, vatandaşlık görevi bildiğimiz şey, sadece kaliteli bir boyun bağı.
İnanın bizim eşitlik kabiliyeti olarak gördüğümüz şey, dünyadaki diğer tüm sistemler gibi "insan" kavramını, içgüdüsüz ve sanatsız bir meta olarak kabul edip, bu ideaya sırtını veriyor. 
Ve tabiki insan, betonun yeşili delmesi gibi tüm sistematik girişimleri çatlatıyor ve kullanılmaz hale getiriyor.
İşte bu ülkeye olan şey gibi.
Demokrasi bazen, ölmek için yiyen ve yedikçe zevk alan, iri, dişlek bir yaratığın kendine verdiği zararı anımsatır ve koca bir prangaya dönüşür.
Çünkü insan bağlı kaldığı ve içinde olmakla övündüğü bu sistemi, menfaatleri uğruna kimliksizleştirip istediği algı biçimine sürükler.

Demokrasi, lanetlenmiş bi manstürbasyon tipidir, kendini tekrar eden periyodik ve benzer hareketlerle, farklı ve kaotik gibi görünen ancak bir öncekinden hiçte farklı olmayan bir haz durumu içerir. "Herşey değişebilir" - daha iyiye - der, sonra ekler "ama değişmedi".






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder