Bilmediğimiz hayvan
korkuttu bizi
Uzaktan görünür belki,
ama
Bir cadının
sivilceleri
Şapkasının altında
tavşan yoktur ki
Cadı sevimli mi
sevimli
Boyun eğersen tabi
İnsan iradesi, anlayabileceği yada isimlendirip, bir sınıfa
iliştirebileceği olgular üzerinde tanımlanabiliyor maalesef. O yüzden insanlar,
anlayamadıkları yada anlayamayacaklarını düşündükleri olgulardan korkuyorlar. Ama
öte yandan en az bilgiye sahip oldukları hayatlar, fikirler hatta karanlıklar,
ve tüm bunları zaman ekseninde öğrenebilecek olma ihtimalleri, onları yaşamaya
motive eden şeyin ta kendisi. Bu insanoğlunun en cahilce, bir o kadarda bilgelik
arzusu barındıran refleksi.
Hazır olma hali.
İlk okunduğunda bir Zen terimiymiş hissi yaratan, hiçbir
inanışta açık seçik gözler önüne serilmese de her inanışın özünde ve midesinde
bulunan bir kavrayış durumu var bence. Kendi matematiğimle ve Afrika’nın
güneyinde yapmadığım fotoğraf/keşif yolculuklarım sırasında edindiğim görülere dayanarak
söyleyebilirim ki; olmak adına, söylenmiş tüm aforizmiz ve metaforik cümlelerin
dışında bir yerde, yaşanılan süre içerisinde yaşanılabilecek her şey adına,
insanın bulunması gereken en temel hal ‘’hazır olma’’ halidir.
Dünyayı stabil bir bulut yada devasa bir makroorganizma
olarak görmek; dünyaya karşı hayvani özelliklerimiz hürmetine
oluşturabileceğimiz en baba savunma refleksidir. Savunmak! Hepsini! Ölümün ve gecenin karanlığını, kaybedilmiş her
şeyin bulunabilecek olma umudunu, hiçbir şey olmadığında bile olan yüz binlerce
şeyi…
Tüm politikaları, ihtilalleri, darbeleri, protestoları, baş kaldırıları, ayaklanmaları, kaosları, kavgaları, anlaşmaları, antlaşmaları,
suikastleri, cinayetleri, savaşları yada barışları; bunların hepsini, daha
büyük bir senaryonun küçük puzzle parçalarıymış gibi hissettiren hatta olmadık
olgulara tanrısal iradeyi ithaf etmeye sürükleyen her şeyi; borsa
dalgalanmalarını, toplum iradesini ve popüler kültürün hantallığı altında kontrolsüz
bir hayat süren insanoğlunu…
Yeryüzünde yada idealar evreninde varolan her şeye hazır
olma halinden bahsediyorum, şüphesiz.
Bu durumda insan aklını kafatasında tutabilmek, tüm bunların
birer gölge oyunu veya illüstrasyon olduğuna kendini inandırma becerisiyle
doğru orantılıdır. Ve aslına bakılırsa, her şeyin sayısal normlara dönüştüğü bu
arabistanda, yukarıda saydığım her şeyi minimize etmek kolay olabilir. Ama tabi
ki insan ağlayan bir hayvandır.
Büyük beatnik Allen Ginsberg’in kutsal şiiri Howl’dan alınma
şu paragraf, hayatın çok sert olduğunu ama insanın bunu ciddiye almaması
üzerine, beklide harikulade bir örnek…
‘’Vizyonlar! Kehanetler!
Halisünasyonlar! Mucizeler! Esrimeler! Amerikan nehrinde batıp gitti! Düşler! Tapınmalar!
Dinler! Bir gemi yükü duygu zırvası! Kirişikırmalar! Nehrin diğer tarafına! Evirip
çevirmeler! Tufana kapılıp gitti! Yükselmeler! Anlık tanrı görümleri! Umutsuzluklar!
On yılın hayvani çığlıkları ve intiharlar! Bellekler! Yeni aşklar! Kaçık nesil!
Zamanın kayalıklarından aşağı! Gerçek kutsal kahkaha nehrinde! Gördüler her
şeyi! Kutsal haykırışlar! Çekip gittiler! Issızlığa! El sallayarak! Yanlarında çiçeklerle!
Nehre doğru! Sokağa!’’
Allen bu metni ve bunun gibileri, niçin yazdı bilmiyorum. Ama
kabul etmemiz gereken şey; bizim hayatta çok büyük anlamlar yükleyip,
sorumlulukları altında ezilme tehlikesi yaşadığımız hiçbir şeyin; gerçekten o
sorumluluk duygusunu hak ettiğine inanmamanın ve tüm o özel sandığımız anların yalnızca
–belki- birer ışık oyunu olduğunu kendimize kabul ettirmenin büyük bir erdem olduğu.
Şehirlerde kaybolan, kendimizce aşağıladığımız insancıklar
yada tağutlaştırdığımız popüler ikonlar, hepsi basit canlılar ve hiç birimizden
daha değerli değiller. Ölümleri gerçek
bizi ağlatamaz, başarıları gerçek bizi gururlandıramaz.
Evet, maddesel ve solgun şeyleri, hatta hisleri bile
abartarak yada çelişkiler içine sokarak sanatsal bir manevrayla dünya ve hülya
dışı bir hale getirebiliriz, ancak bu dışarıdan bakan gözün o durumu basit
görmesini engelleyemez.
Bin Ladin ve Elvis Presley
Hayat, Geleceğe Dönüş 2 filmindeki kızı trenden kurtarma
sahnesiyle, Malcolm X’in ölümü arasında bir yerlerdedir. Ve artık, kimse Elvis
gibi bir hayat yaşayamayacağı gibi, Usame Bin Ladin gibi ölemez.
Gece hepimizi çocukları bellesin, gece hepimize sahip
çıksın.


