28 Kasım 2015 Cumartesi
şehre,
gecenin karanlığının çöktüğü,
bir o kadar gece olan denizin;
bir o kadar dalgalı suyundan,
sırtımı sana verip,
geldiğim yere geri dönmenin;
bir o kadar karanlık suya düşmüşte çıkamıyormuş;
bir o kadar gecede boğulmuyormuş gibi, uzağa;
tüm biçare ruhların olduğu,
bir o kadar uzağa;
beklemeye ve yorulmaya;
pisişik güçlerden yoksun, ruhsuz;
bir o kadar tehditkar yanlıza, hiçliğe;
garipliğe ve masumca;
kimsesiz kalıp göğe;
hiçlik, az önce gibi;
edaya ve gülümsemesine;
az önce gibi
bitmemiş günün yorgunluğuna;
bitmiş gibi, düşünceye;
düşünce zafiyetlerine, umutsuz;
ama bizsiz değil.
221115
10 Kasım 2015 Salı
Gregor Evdeki Gergedan
doğru dürüst yaşayamayan idim.
zaman yaşamak için geçti.
yetmiyor, yetinemiyor idim.
belki bana öyle geliyordu.
o sıra geldi.
sanırım onu ben getirdim.
ya da o beni takip etti.
yeniktik, yeniktim. istenmiyor, farkında değildim. istemiyor ve bunu biliyordum. hepimiz yamyamdık.
geldi ve yerleşti.
temmuz ayı idi.
çizdiği sınırları zorlamadığınız sürece sorun yoktu.
üstüne gitmemeniz, yoklamaya çalışmamanız yeterliydi.
kimseyle görüşmek gibi bir derdi yoktu.
üstüne gittiğinizde kaçardı.
biraz daha zorladığınızda uyarırdı sizi.
bir adım sonra onun sınırları içerisindeydiniz. (kolay gelsin.)
bu durumda o da sizin hayatınıza girmiş olurdu.
rüyalarınıza da.
(daha da kolay gelsin.)
ve kaybolacağımı biliyordu.
bu da ayrı.
yalnız kalacaktı. yalın ayaktı.
bunu da biliyordu.
kucağımdaydı. saçını okşuyordum.
bu kimsenin umurunda değildi.
kendisinin de.
ben dışarı çıktım.
barmen sordu:
“ne içersin?”
“uyku”
yoktu.
geldiğimde ortalık dağılmıştı.
alındı. iki gece gözükmedi. utandım.
bir daha yapmadı. yapmadım.
ne oldu?
bilmiyorum. ben öldüm.
Gregor Evdeki Gergedan
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

