7 Temmuz 2016 Perşembe





haaaaa.

Sökülmüş umudu, gölgesinde göğü izlediğim ağacın. Ormansız kalmış, göğe erişemeyip hırstan kuduz olmuş dalgalarıyla yalnızım, bucaksız. Üstümde, kestirmeden ölüme ve ışıksızlığa uzanan sonsuzun sonsuzluğu. Farkına bile varamadan doğa, bi girişirim intihar fikrine, binaenaleyh. Bi utanırım özgürlükten. Ama benim zihnim bulanık, suçlu ve hayasızdır, hani. Bi kaşırım dinin temelini, bi dalarım uzaklara, iskelelerde. Fotoğraf çeker canım. Eskiye fotoğraf, derde tasaya, kine fotoğraf. Galibe galiba, mağluba mualla. İstemeden yan cebime sevda. İkna et beni, halihazırda ikna edilmiş eşitlik sünnetine. İkna et ıssıza. Herkesin bi attığı, bi de tuttuğu kalıyor kendine. Boş beleş, umudu bile yokken, hangi hoşçakallık peşinde koşarken durup, hiç gülmeden, hiç gülmeyecekmiş gibiyken, bekleye bekleye öldü. Ölür. Öler. Ölen. Sen ki, sanki hiç gitmeyi bilmeyen, hiç gitmemiş, hiç gitmeyecekmiş gibiyken. Ama, biz hep peşinde, sıcaktan yanmış ensesiyle bildiğin; biz hep umarsızlıklara bürünmüş, biz elinden alınan, ohooo hayat esiri bi sanat eserinin peşinde, sevgi sanatsızken. Gök susuz, viski buzsuz, kağıt izsizken, karanlık deler maviyi.