8 Ağustos 2013 Perşembe



     kaostan olunabilir babalık!

  ELBET! Her araç uzay-zaman boşluğunda, ağırlık merkezinden çıkan bi vektörle -o yada bu şekilde  yok alır -ne kadar katı diyil mi? ELBET! Aynı bi mızrak gibi! Göğsünden, buzdolabına doğru ilerleyen. Tabi! Tıpkı onun gibi! Aynı mantık namına, zamanda yolculuk yapılabilmesi için  de bir kapı -bi buzdolabı kapısı, başka bi tabirle bi solucan deliği bulunmalıdır -delik olmalıdır. Bu kapı, herhangi bi yerde, herhangi bi zamanda ortaya çıkabilir -ruhani görecelik adına mümkün olmasa da. ELBET! Yoksa bu bahsettiğim şey zaten tanrı işi! Biliyorsun. Yalnız yolla ilgilenmelisin. Ancak başka bi zaman diliminde bitmiş olan yolun, sonunu niçin şimdi görmek mümkün olmasın? Eğer yolu, görebilirsen, geleceği de görebilirsin. Bu, buzdolabına yapılmış bir nevi zaman yolculuğudur o halde. ki, eğer geleceğimizi görebilecek olsaydık, kaderimiz kendisini açığa çıkarsaydı, o zaman kaderimize ve dolayısıyla kendi alter egomuza ihanet etme fırsatına sahip olurduk. Bunu seçme hakkına bile sahip olmamız, daha önce bildiğimiz kader tanımını yok etmeye yeter! Eğer tanrının yolunda yolculuk istemez olursak, kaderin kontrolünü elinde tutan tanrının buna izin vermesi, olağan mıdır? Ve ELBET! Biz aciz insanlar, bi şairi, bi fizikçiyi, bi edebiyat mesihini, bi bitniği, bi sahte tiyatrocuyu ve sanrıcıyı.. ELBETTE Kİ! Morrison'ı yanlış anlayarak kendi kaderimize ibnelik yaptık, benim bu metne yaptığım gibi. O tüm dünyayı -başta en yakın dostlarını, kendisinin bi rock yıldızı olduğuna inandırdı ve biat ettirdi. Ama herşeye rağmen bu konu, buraya nasıl erişti, anlayamadım. 
                              babalar babası Elvis'e ithafen?