21 Aralık 2015 Pazartesi
Yanlış anlaşılmaktan daha zor bi gecenin devamını getirmekten daha zor olan, onu düzeltme ihtiyacı duymaktı. Kendinden uzakta bi yerde, kendinden daha yanlız olduğunu düşünmüştü. Rob, lümpen biriydi. Boş beleşti, "Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım" diyen bi adamın yazdığı şu metne inanırdı.
"Çünkü müphem bir his bana, kim olursa olsun bir insanı tamamen gördükten ve gördüklerini kendinden saklamadıktan sonra, ona hiçbir zaman büsbütün yaklaşılamayacağını fısıldıyordu. Halbuki ben bu kadar hakikatsever olmak istemiyordum. Hiçbir hakikatin beni ondan uzaklaştırmasına tahammül edemiyeceğimi anlıyordum. Ruhlarımız için en lüzumlu, en kıymetli olan şeyleri birbirimizde bulduktan sonra diğer teferruatı görmemezlikten gelmek, daha doğrusu büyük bir hakikat için küçük hakikatleri feda etmek, daha insanca ve daha insaflı olmaz mıydı?"
Rob daha yeni yaratılmıştı. Her hoşçakallıklarla dolu insan gibi keşkelerle yaşardı. O, bu pek bi zor hayatın içinde, eminim çok kolay ölürdü, sinir bozardı. Hissizlik anları vardı. Çoğu zaman miskin yada ahmakça uyuyakalırdı. Biri onu dürttüğünde, afallardı. Bilinçsizce üzülürdü bazen, kimse ona samimiyetsiz demezdi, ama biraz şeydi.
Bi kere çukura düşmüştü, çok ağlardı. Çukurlardan korkar, üzerinden atlayamaz, etrafından dolaşırdı. Terlerdi, hastaydı az.
Bi gün, bi dekadans çukurunun önünde durup, boğulmadan esen tozlu rüzgarı yoktu; çok sıcaktı; yaprak kımıldamadı; başı öne eğikti; umutsuz ve açtı; kendinden çok verirse, geldiğinden az giderse herşey, düşerse ufunete, garip bi garip fecaatın içinde, sevmekti, akıl karı yada pek karlı bişi değilde, ne, çok karmaşık değil, bi çukurda, bi çukurdan çıkmak istemeden düştü çukurun peşine. Buldu onu. Dizleri kanadı. Ağlardıda, ağlamazlıktan geldi. Ama bağırarak düştü o gün.
İnsan, insanın alametiydi o zamanlar. Sitem duyardı, ama daha fazla kendine. Onu suçlamak kolaydı, çünkü umarsızlıklara bürünürdü.
Altı gün sürdü. Masaldan inip eşeğe binmesi. Şanssızdıda, hep imamın karı boşadığı zamana isabet ederdi basiretsizlikleri. Garipti, venüsün gölgesinde ki umudu. ''Ve başının içi cenaze'' oldu.
Fotoğraflarla yaşardı Rob. Kendisi dışında bi göz onu takip eder, onun görmediklerini görür, duyar, hisseder ve zamanı geldiğinde ona bunları anlatırdı. İnsan, kendine bi insan bulmalı ki, yaşamla arasındaki kavgayı ona anlatabilsin derdi. O, görebileceği en güzel fotoğrafı buldu.
Renkli ve siyahi günlerin sonunda hep fotoğrafa bakar, içinde oluşan yuva duygusuyla hiç olmadığı kadar derin uyurdu. Ama yinede huysuzdu.
Bilirdi, bilmezden gelmeyi severdi. Hayran kalmayı hiç istemezdi. Bütün düşün dünyası başına yıkıldı. Yine boş beleş bi ukalaydı. O an bi insan uğruna ölmeye hazır hissetti. Yalan söylüyordu bilmezdi, insan neden öldürürdü sevdiğini?
6 Aralık 2015 Pazar
insan, anıydı.
an, anın içindeydi.
yanlış hatırlıyorsa akşam üzeri gibiydi.
yazın ve günün sonu aynı güneşle batıyordu üstüne.
olması gerektiği gibi maviydi her şey.
yanlış hatırlıyorsa iki sene önceydi.
ağlamalardan bıkıp, ufunet içinde kendini sağaltacak bir karın boşluğu aradı. buldu.
aynı akşamın altında, bir çadırın önündeydiler. denizden yüksekti, ağaçlardan alçaktı.
ara ara durup, gülümserlerdi. eğlenmek istemiyorlardı.
serindi hava. susadılar. sigara içmiyorlardı.
kız yüzmeyi teklif etti. yüzdüler.
hava karardı. üşüdüler.
insanlardı tabi, hikayeler bilirlerdi, saçmaydı.
inanmazlardı pek.
ikna ederlerdi birbirleri, anlamazlardı.
dururdu.
sevişmeyi düşündü. sevişmediler.
hay aksi.
her şeye rağmen, hikaye anlattılar birçok. dinlemediler.
ağaçlar eğilirdi üzerlerine.
yalnız kaldılar. arkadaşları geldi. gitmediler.
gece uyudular. sabah kalkıp tekrar denize girdiler.
soğuktu su, kum yapışırdı vücutlarına.
birbirlerini izlerlerdi, anlarlardı.
ne olması gerektiğini bilirlerdi, her insan gibiydiler.
ışık güzel yerden vurdu, sudan çıktı, bişiyler yazdı.
güzel fotoğraftı. fotoğraflar görürdü.
sevişmeyi düşündü. sevişmediler.
hay aksi.
her şey, olmaz ya hani, o kadar yumuşaktı ki.
olmazdı da, her insan gibiydiler.
ki her şey o kadar da karmaşık değildi.
belki zor olabilirdi.
gece uyudular. sabah kalkıp tekrar denize girdiler.
soğuktu su, kum yapışırdı vücutlarına.
birbirlerini izlerlerdi, anlarlardı.
ne olması gerektiğini bilirlerdi, her insan gibiydiler.
ışık güzel yerden vurdu, sudan çıktı, bişiyler yazdı.
güzel fotoğraftı. fotoğraflar görürdü.
sevişmeyi düşündü. sevişmediler.
hay aksi.
her şey, olmaz ya hani, o kadar yumuşaktı ki.
olmazdı da, her insan gibiydiler.
ki her şey o kadar da karmaşık değildi.
belki zor olabilirdi.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

