Dünyayı tutkular döndürür.
Söylenebilecek
her şey söylendi. Çünkü insan hayvanı, deneyimleyebileceği her hissi
deneyimledi. Her dilin ve her edebiyatın kendine has retoriği, gerçekten kendine
has. Bunların yanı sıra tüm dünya kültürleri yerinden kalkmayan bir
pehlivantaşını anımsatıyor. Irklar, cinsiyetler, dinler, evrenler ve insan
adına varolan her asli sanrı arasındaki mesafeler; -her şeye rağmen- tüm o politikacı, siyasetçi ve sözde barış
elçilerine rağmen gitgide büyüyor. Bu durum, dünyanın bilmem neresinde bilmem
hangi halkın katledilmesine yol açsa yahut dünyanın tam aksi coğrafyalarının
birinde, bilmem hangi milletin refah seviyesini arşa çıkarsa da; iyi tarafından
bakıldığında bilinçsiz yada bilinçli insanların karar mekanizmasını
rahatlatıyor ve onların düşün dünyasında hangi kültüre, edebi türe, aşka,
heyecanın ne denlisine yada müziğin hangi türüne ihtiyaç varsa onu onla
doldurmaya ve belki bir davaya inanmaya rask ettiriyor. Beklide o birey, o
sanata yada olguya öyle anlam yüklüyor ki, o şey artık onun tutkusu oluyor. Ve
emin olalım dünyayı tutkular döndürür.
Bahsetmek
istediğim şey, bu tutkuların neden içimizde büyüyüp, bizi, bize dışarıdan
bakmamız hususunda engellediği.



.png)