30 Ocak 2014 Perşembe








M.Ö 5302, Kitab-ı Oral


yakınımızda, büyük, vahşi ve aç
üstelik sen onun yanındasın

üstümüze geliyor yavaş yavaş
hâlâ sen onun yanındasın

yaklaşıyor ve ben buradayım
ama sen onun yanındasın

yaklaşıyor işte bizim için
neden sen hep benim karşımdasın?


Bu satırlar, M. Ö 5001 yılından, Nuh Tufanı'nından "147" yıl önce direniş ve devrim güdüsüyle geçen zamanlardan, ihtiyar bi orangutanın gençlik anılarından kalma tahayyüllerdir. 


'' Biz orangutanlar duygusal ve bir o kadar munis yaratıklarızdır. Aşık olanlarımız dışında hepimiz insanvari duygular besleriz, ki bekleriz. Ne yazık ki ben, bi orangutanın, yaşamaması gerekenleri yaşadım. Bizim 68'imizi. Çok güç, çok karmaşık.. ''

.............................

'' Kargaşa! Bizim yaşadığımız şey buydu evet. Kargaşa. Bi ördekgöleti değil, sazlıklar denizi kadar. Tüm duygular, tüm inançlar adına.. Tinsellik, felsefe, bilim, toplumsal yargılar, hatta retorik kavramlar dahil yaşanan bi kargaşa. Biz arkaik yaratıklar olarak -yani bi mânâda daha fazla muhafazakar- ne kadar mesafeli olmakta direndiysekte, başarılı olamayıp tüm bu kargaşanın ortasında yerimizi aldık. Bizi vareden vecd inancımız ve yerine koyamadığımız içgüdüsel anksiyetemiz -ki orangutanlar anksiyete hastasıdır - bizi nötr kalmaktan alıkoydu. Başkaldırı, metamız oldu. Ben o dönem ..... yaşında bi orangutanken, kendimi kaldıramayacağım ve kavrayamadığım bi savaşın içinde buldum. Yani o olaylar, başını bizim çektiğimiz alelade yahut şuursuzca egzecere edilmiş isyanlar değildi. Amacımız anarşizm falanda değildi yanlış anlaşılmasın. Orda, 8000 yıl önce Mezopotamya'da olan şey Pembe Götlü Şakak maymunlarınca dayatılmış kapital statükonun ve dikta sisteminin, biz orangutanlarca delinmesidir. Babamı kaybettim. Abimi kaybettim. Bu baş kaldırı her yaradılanın yaradılışında var sanırım.  Ve şimdi ölmek üzre olan bi primatım.
 Ölürüm de, konuşamayan bi yaratık, bi palamut  olarak vücut bulurum tekrar -ayrıca orangutanlarda reenkarne inancı vardır. Biz, kaydettiğimiz her şeyi geri kazandık ve ilahi sevinci, tanrıça Kolipso'nun gölgesinde yaşadık. Kaybettiğimiz gergedanlara, aşk duyduğumuz gergedanlara sözümüzü tuttuk. Eminim ki, İsa denli şeref duyduk. Bu dünya, onu varettiğini sanan mitomaniklerden çok daha yaşlı ve yeteri kadar zarar gördü. Şüphesiz ki, o Pembe Götlü Şakak Maymunları reenkarne oldu insan suretinde. Ki yine şüphesiz ki, teslis yeryüzünde''  



M.Ö 5302, Kitab-ı Oral, syf 147

-afşin kum-

R.