18 Ekim 2012 Perşembe



 
hoca(öğretmen)
x okulunda, y öğrencisinin, z öğretmenini fotoğrafladığı kare.  
 

 

Ulvi öğretmenlik müessesesi 


  Yaşadığım ülkenin yozlaşmışlığından, çirkinliklerinden ve iticiliklerinden; eğitim hayatım içinde kendime kadarını aldığımı sanıyorum. Tabii daha alacağımı biliyorum ama almamayı umuyorum. 
  Tüm dünyada artık insan için değerli olan her şey sayısal normlara dökülmüşken, her meslek yada hiyerarşik bir düzen sahibi her kurum işi ile alakadar en donanımlı insanlara ihtiyaç duyarken, insanlar insanları tahsil durumuna göre yargılarken; bu ülkede eğitimin neden tamamen inisiyasyon düzeni içinde devam etmeye çalıştığını yada topalladığını yada çoktan geriye koşmaya başladığını neden kendine her ay bu ülkenin milyarlarını layık gören ensesi kalınlar görmüyor ve duymuyorlar?
  Nedeni; belki kendilerininde bu dandik ve kokuşmuş düzen içerinden bir yerlere gelmeleri olabilir. Yahut göz ardı etmenin kolaylığını, zaten görevleri olan millet istikbalini gözetmeye tercih ediyorlar.
  Asıl konu öğretmenlik..
  Tüm dünya uyanmış ve her iş için kalifiye insanlar yetiştirmeye başlamışken, neden bu millet hep avucunu yalamak zorunda kalıyor? Temeli 25-65 yaş bir kısım insan. Bir çırağın nasıl yetiştiği, nasıl geliştiği, nasıl pekiştiği ve yaptığı işi nasıl daha fazla ileri götürebildiği tamamıyla ustasına bağlıdır. Çünkü ustası onu belki 6 belki 7 belkide 66(!) aylıkken alacak ve genç bir usta olarak uğurlayacaktır. Ama usta üçüncü sınıf, sıradan ve hımbıl olursa yetiştireceği tipte bu vasıflara muvaffak olacaktır şüphesiz. Bizim öğretmenlik derecemiz de bu denli işte. Belki bir öğrenci olarak bunları söylemem olağan olabilir ama bir malın değerini müşterisi belirler; ben de bu mallar ordusunun müşterilerinden biri olarak; bu öğretmen sıfatlı insanların eğitim seviyelerinin ve zihniyetlerinin değişmediği sürüce bizim nesillerimizin de hımbıl olacağı kanaatindeyim. Tek bir sınava -ki o sınavında şaibesiz ve nizami gerçekleştirildiği bir sene bile görülmemiştir- tabii tutulan bu insanların çoğu, ya soyadlarına yada dayılarına göre meslek erbabı olursa; onlardan nasıl hak, adalet ve eşitlik bekleyebiliriz ki. 
  Çözümü, yazının başında değindiğim milletin milyarlarını sömüren ensesi kalınların bulup getirmesi gerekiyor. Ne bileyim tek sınavlı düzen kalkar mı? Yada stajyerlik programları mı açılır? Yada her şeyden önce psiko analistlerle anlaşılıp bu insanların ruh ve akıl sağlıklarında ki bozukluklar mı belirlenir, bilemem. Ama ülkenin geleceğinin yada geleceklerinin bu kadar basit insanlara bırakılması yanlıştır.        

15 Ekim 2012 Pazartesi


               

İnisiyasyon ve Statüko Filanı

                                            
  Dandikten, tahta kale malı bir öğrenci olarak, zaten kaale alınmam beşer tarafından mümkün değil. Varsa da bir elin parmakları kadar insanı cezbeder yahut düşündürür söylediklerim; ki değerlerin sayılara dönüştüğü, yarışta burnu büyük olanın önde götürdüğü bir sistemde bu ne denli ehemmiyete mazhar olabilir bilememekteyim.
  Ötesinde bu zaten bir statüko, belki son 30 yıldır. İnsan, kendini kendi normlarında kaybettiğinden beri. İçinde sakladığı şeyi ki o şey her ne ise artık? Ondan vazgeçtiğinden beri..
 


Kısaca; hissetmeyi düşünmeye bıraktığımızdan bu yana yada bizi unutup bene döndüğümüzden bu yana yahut geleneklere uyma müessesini abartıp şeriata kaynaştırdığımızdan bu yana ve kendi ayakları üzerinde durmayı renkli ucuz kağıtlara enpoze ettiğimizden bu yana.. Kaçtı ipin ucu elden.
 


Yaşamayı merdivenlerin yarısında öğrenmiş bir neslin, hakimiyeti elde etmesinden yada söz sahibi olmasından yada onun eline bakılmasından vahim ne olabilir ki. Bir çocuğun kendisinin, kendisinden daha değerli hiçbir şey olmadığını duyarak, öğrenerek büyümesinden. Ve idrak ettikten sonra yaşamı (merdivenin yarısında), vaziyetin hiçte böyle olmadığını ve belkide yeryüzünde ki her şeyin kendisinden daha değerli olduğu aslıyla karşılaşıp, ilk kapanan kapıda sırtına bakıp nefret duymasından daha vahim ne olabilir ki.

                 `` Bize yaşamayı hayat geçtikten sonra öğretiyorlar `` Persius 
                                                                      1