25 Haziran 2016 Cumartesi
Öğlen kalkmıştı. Pazar günü olması, onun öğlen kalktığında aptal bir kuzeyli gibi uyanmış olduğu gerçeğini değiştirmedi. Gece ne yapmak üzere olduğunu hatırlayamadı. Başı boynuna ağır geldi. Yatağa oturdu. Dudakları yüzüne ağır geldi. Ağzı koktu. Gözlerinin çevresi bir anlık sancılanmanın ardından gevşedi, sonra yeniden sancılandı. Banyoya girmek istedi. Girdi. Çıktığında yapay bir rahatlama hakimdi vücuduna. Havluyla kulağını karıştırırken evde dolandı. İlgi çekici bir dağınıklık vardı. Herşey olması gerektiği yerde, olmaması gerektiği gibi duruyordu. Kitaplar masada açık, yastıklar koltuklarda ancak simetriden uzak, salonun lambası yanıyor ve camlardan biri aralıktı. Salon buz gibiydi. Çamı kapattı, aylardır yerinden kıpırdamamış perdeyi açtı. Ev, koca bir ışık hüzmesiyle doldu taştı. Bu evi tutarken bu kadar ışık aldığıyla hiç ilgilenmediğini düşündü. Evi genelde kış aylarında kullanırdı. Yanlızca soğuk havalarda şehirde kalmayı yeğlerdi. Geri kalan tüm vaktini şehrin güney doğusunda, okyanusun kıyısındaki tahta ve taştan inşa edilmiş, dıştan göründüğü denli rahat olan müstakil evinde geçirirdi. Yazdığı ikinci romanıyla aldığı ödüllerden bir yıl içinde biriken parasıyla yapmıştı bu evi; üç yakın arkadaşıyla birlikte. Dün gece dönmüştü şehre.
Sevgili dostlarıyla buluşmuş, uzun zamandır dağ evinde olduğu düşünülürse, ilk kez sarhoş yorgunluğu ile uyuyakalmıştı. Yürüyerek eve döndüğünü hatırladı. Birkaç gün önce yağan kar yol kenarlarına tünemiş, iki gün aralıksız yağan yağmur, geceyi aydınlığıyla bölmüştü. Geceleri özel hissederdi Rob. Karanlığı pek severdi. Sokak lambalarının sarı ışıklarını severdi. Arabaların su birikintilerini dağıtarak geçmesiyle çıkan sesi severdi. Anlık çığlıklarla yankılanan sokakları severdi. Gölgede kalmış insan suretlerini severdi. Gecenin karanlığının insani kusurları örttüğünü düşünür, karanlıktaki insanı severdi. İnsan karanlıkta daha güzeldi.
Giyindi. Biraz olsun evi topladı. Şehre gelmesinin diğer nedenlerini hatırladı. Bankaya gidecekti. Yayınevine. Ve Crawford'a. Parlayan güneşe inanmayıp, sıkı giyindi. Pek bir üşürdü Rob. Kapıdan çıktı ve kilitlemeden vurdu ardına. Evin önündeki yedi basamağı bir çırpıda indi. Kaldırımda birkaç saniye bekledi. Fotoğraf oldukça güzeldi. Cadde boyunca, yol kenarındaki çıplak ağaçlar güneşin keyfini çıkarıyordu. Fotoğraflarla yaşardı Rob. Kendisi dışında bir göz onu takip eder, onun görmediklerini görür, duyar, hisseder ve zamanı geldiğinde ona bunları anlatırdı. Rob'ta dinlediklerini yazar, bir takım insanlara verir, o bir takım insanlar bunu kitap yapıp satar, sonra başka bir takım insanlar bu kitapları alır, ve böylece Rob hayatta kalırdı. Bu döngü bu şekilde devam ederdi. O, kendini bir aracı olarak görüyordu. Roinon'la, insanlar arasında. Kendi yarattığı yaratıcısı ona fısıldıyordu, o da insanlara.
Yürümeye koyuldu. Şarkı söylüyordu Öte yandan, doğu müziği yapan bir grubu dinlemişlerdi dün gece. Şarkıyı ezberleyivermişti. Evinin olduğu caddeyi bitirdi, şehrin bu kısmının merkezi olan kavşakta durdu. Bankaya gitmekten vazgeçti. Yayınevine gitmesi daha elzemdi. Yolun karşısına geçti, otobüse binmek istedi. Arabasını Harvey'de bırakmış, eve yürümüştü. Durağa geldi. Biraz kalabalık vardı. Saat üçtü. Bu duraktan şehir dışına değin birçok araba geçerdi.
Rob, bekleyen kalabalığın birkaç metre dışındaydı. Bir ara bir kaç saniyeliğine daha önce gördüğü birini gördüğünü sandı. İlgisi cezbolundu. Kalabalığın diğer köşesinde, güneş gözlüklü bir kadın vardı. Rob, onu birine benzetti. Yada orda duran birinin varlığını hissetti diyelim. Ara ara eğilip, kafasını kalabalıktan sıyırıp orda duran kadına bakıyordu. Tahmin ettiği kişi, onu heyecanlandırıyordu. Midesinde ki merak hissini görmezden gelip, gelen otobüse bindi. Ardından göz ucuyla baktı ve kadınında bindiğini gördü. Otobüsün arkasında ayaktaydı Rob. Otobüs hareket etmişti, Rob ise, gözünü bir türlü kurtaramadığı kadın hakkında varsayımlar üretiyordu. Roinon'la konuşmak istedi.(Konuşmadı) Onu kendi haline bırakmak daha çok hoşuma gidecekti. Otobüs biraz yol aldı. Sonra bir lambada durdu. Kadın ani bir hareketle açık olan ön kapıdan aşağı atladı.
(taslak metin roinon1)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder