sez
midemde doğa
dışı bi bulantıyla uyuyakalmayı yenemedim. gecenin ilerlemeyen saatlerinden
birinde. Hiç ertesi günün ne getireceğiyle ilgili seni ikna etmeye çalışmadan. umudu
bile yokken. ağır ağır barın üstüne bıraktı kafasını. ışığın onu bıraktığı gibiydi. Yalnız
bırakılmanın hınç dolu ağırlığı, çöktü üstüne, omuzlarının. elindeki bardak
doldu, boşaldı. uykuya açtı. tek gözü açık, sahnede kadını izim izim izledi. bardan
çıktı. yumuşak kan rengi halı döşeli bi mekana girdi, orda ufaldı, kanadı.
kendini yere bıraktı. umuda uçtu, ölümü umut sanardı. intihar çekti canı. nasılda
zordu her an. ruhundan ayrı yaşadığını bildi, orda tekinsiz bi hiçti. aldandı. yanlızlık
geldi masasına, onu içti. boyunu aşkın yaşam girişimleri içinde kaldı. kaçmadı,
yada kalmaya yalvardı. zamana hakim olan inancın aksine, ağırlığından sıyrılmaya
başladı sandı. umarsızlıklara bürüdü mesafeleri. anlamsız kaldı. hayat onunla
değildi. onsuzdu. orda olamadı, yaşamın özü yitti. ‘’insan için değer mi?’’
dedi biri. bi tek insan için değerdi. kadifeye damlayan sudan az çıktı sesi. yokluk
sardı, yokluk parmak uçlarına vardı. göğsüne zınk oturdu. aptal kaldı. kesin olan
bazı şeylerin değiştiğiydi. yalnız mıydı? hayatı kendi elinde olsaydı, nasıl
anlamsız olurdu. barınamadı. orda kalmazdı. onsuzda kalmadı. ‘’beni istediğim
gibi seviyorsun’’ derdi. Gurur vericiydi. ve rahatsızlık. hep ve hiç, aynıydı. belli
bi kararlılık hali içinde. arası acı yada tatsızdı. yoksun bi yalnızlık
barındırdı. hep yoktu, hiç vardı. boğucuydu. Yalnız değildi. ben vardım. insan,
insanın derdiyle dertlenemezdi. bildim. ama biz insan değildik. bana kaçtı. bi öğlen
sıcağında, beni yarattı. iyi ki vardı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder