1 Şubat 2015 Pazar


TÜMCE KURMA DENEMELERİ

İnsan bi kadının sıcak karın boşluğuna ihtiyaç duyuyor.
Lodoslu akşamdan hemen sonraları,
şüphesiz belli bi açıyla yüzüne vuran sarı sokak lambalarının altında, ben biraz vals bilirim viyanada, kulakların kızarmış çünkü boğazlı kazak giyiyorsun
Ama terlememişsin, çöl kadar kuru vücudun, vücudu.
Evde bekleyen dertler var, çünkü günler önce dediğim gibi aile boktur.
Anlayamadığım dünyevi durumlar var, bilmiyorum, insan nasıl yazmaz.
Ne kadar basit olursa olsun insan , ne kadar.
Sanat, abartıdan ve çelişki yumaklarında. Ben mi?
Sense herşeyden münezzeh.
Bilmiyorum görüyor musun? "Emin ol şuan yüzümde, tarifsiz bi gülümsemeye giden buruk bi Mona Lisa var. Ben yabancı değilim. Seni tanıyorum, sen beni tanıyorsun."
Hep derim hayat zor diye, yalan söylüyorum. Dediğim gibi güvenme bana, ben kendinden başkasını düşünmeyen biriyim,
Boş beleş bi ukalayım, dümbelekli ama dümensiz.
Nasıl susuyorlar anlamıyorum sosyal demokratlar?
Nasıl susuyorlar anlamıyorum müslüman alimler?
Aydınlar, ozanlar; susmayın cümleleriniz adına..
Çatal bıçak tanrılarınız.
Allahınız adına.
Yoksunluğu, yoksulluğu kabul etmek mi zor?
Bilmiyorum.
Çok rüzgar esti, döktü saçlarımızı.
Bi insan, hükümeti nasıl sever anlamıyorum mesela?
Lanettir ki o.
İçi irin dolu torbalar ve leş yiyicilerdir.
Anlamıyorum.
Bilmiyorum, nasıl methiyeler düzülüyor bu heriflere, nasıl gülüyorlar salya akıtarak. Tıpkı kuyruğunu kovalayan bi köpek gibi.
İnsan kesinlikle, bi kadının sıcak karın boşluğuna ihtiyaç duyuyor.
Lodos olmadan.
Kasırgada.
Bi zaman bulabilsek, yaptıklarımıza pişman olacağız.
Ama zamansızlıktan deliremiyoruz.
Yoksa çivimiz çıkmış belki, dediği gibi "Delilik, özgür bir kafanın yiğitçe çıkışlarıdır ve bu, yüce görülmedik bir erdemin ortaya attıklarıyla çok yakın kapı komşusudur".
Çok ayrı kaldık, ben ben değilim.
Tedirginim yok olup gitmekten.
Yalan söylüyorum, elbette yok olup gideceğim.
Ayakta duramıyoruz arasıra, ve hiç önemli şeyler söylemiyoruz.
Okuduğumuz kurgular, aslında kurgu değiller.
Ve hiçbiri kudüsü fethetmiyor.
Bişiy arıyorum, bu arabistanı anlayabilmek için.
Bi bal porsuğu yada ornitorenk.
İncir ağacından düşmemiştim ama "bişiy olacak" dediğimi hatırlıyorum.
Ve ormana kaçan atlar.
İnsan, bi kadının sıcak karın boşluğuna ihtiyaç duyuyor.
Mesele sermaye.
Para seni hapsetmesin sana.
Bilmek ve susmak suçtur.
Susan ozanlara hakkını helal etme, koşuşturmacalı kıyamet akşamında.
Topluca bi akşam yemeği yiyelim başbaşa.
Bilmiyorsun ama severim isim tamlamalarını.
Kırmızı perukla ve ormana kaçan atlar
Gibi gibi geldi gözlerimin altındaki şişler
Bi zınk vurdu şakaklarıma
Hemen altımdan kayayıyor halı
Bi vecd düşüyor gökten baş parmağıma, biz yüzyüzeyken
Elle tutulur gibi değildi ellerin
Sanırım büküyor zamanı
Atladığım secdeye, sert lodos kubbeyi yakın kıldı yere
Bi şaman var ve ormana kaçan atlar
Serçe parmaklarım açtı ahşap kapıları
Ve gördü gözlerim bahçedeki saçakları
Sevmediğim batık bi ada geldi aklıma
Ve gitmedi bi daha
İnsan, bazen bi kadının sıcak karın boşluğuna ihtiyaç duyuyor.
Ve rüzgar, döküyor saçlarımızı.
''Sancı geç saatlerde''.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder