ablukaaltı.
Küçük solucan delikleri oluşturan paralel evrenler. Hayatı daha kolay yahut daha zor kılabilirler. Hatta bizim daha mutlu olmamızı yada mutludan daha az mutlu olmamızı sağlayan senaryolar sayılabidirler. İnsan hayvanını her an cezbeden ve artık koşullu bir refleks halini almış merak duygusuna paralel giden bir ihtimaller bütünü; bir haritaya baktığımızda görünen yolları değil de, görünmeyen patikaları bulma hissi veren şeyle kapı komşusudur.
Belki bir solucan deliği, beklide avrupa insanının hala
farkına varamadığı ama Zen’in öğütlediği alterego kontrolü. Dünyada tüm
davranışlarından hukuki olarak sorumlu olan insan, çok aciz ve denizde ki pet
şişeyi andıran bir portre çizse bile; kendini güçlü ve yeterli görüyor birçok
şeye. Bu büyük ahmaklık.
Dünyanın herhangi bir yerinde, borsanın ufacık bir
hareketiyle yerle bir olabilecek olan, ama bizim bu ihtimali göz ardı ettiğimiz
ve istemsizce, matematiksel normlara dönüştürdüğümüz hayatımız, bizi yutabilir.
Düşündüğümüzde koca bir makroorganizmayı yada stabil ve tavizsiz bir varlık olan
dünya – hayat; bir yarış ve yolunun ne olduğunu midesinde hisseden bi ateri
oyununun kahramanının bulabileceği bi kazanma hissi. Yalan söylüyorum, bi
kitaptaki en devrik cümle. Haaaa.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder