8 Şubat 2015 Pazar


                                                                         
ablukaaltı.


Küçük solucan delikleri oluşturan paralel evrenler. Hayatı daha kolay yahut daha zor kılabilirler. Hatta bizim daha mutlu olmamızı yada mutludan daha az mutlu olmamızı sağlayan senaryolar sayılabidirler. İnsan hayvanını her an cezbeden ve artık koşullu bir refleks halini almış merak duygusuna paralel giden bir ihtimaller bütünü; bir haritaya baktığımızda görünen yolları değil de, görünmeyen patikaları bulma hissi veren şeyle kapı komşusudur.

Belki bir solucan deliği, beklide avrupa insanının hala farkına varamadığı ama Zen’in öğütlediği alterego kontrolü. Dünyada tüm davranışlarından hukuki olarak sorumlu olan insan, çok aciz ve denizde ki pet şişeyi andıran bir portre çizse bile; kendini güçlü ve yeterli görüyor birçok şeye. Bu büyük ahmaklık.

Dünyanın herhangi bir yerinde, borsanın ufacık bir hareketiyle yerle bir olabilecek olan, ama bizim bu ihtimali göz ardı ettiğimiz ve istemsizce, matematiksel normlara dönüştürdüğümüz hayatımız, bizi yutabilir. Düşündüğümüzde koca bir makroorganizmayı yada stabil ve tavizsiz bir varlık olan dünya – hayat; bir yarış ve yolunun ne olduğunu midesinde hisseden bi ateri oyununun kahramanının bulabileceği bi kazanma hissi. Yalan söylüyorum, bi kitaptaki en devrik cümle. Haaaa.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder