9 Temmuz 2013 Salı


         hiç bi'şeyden hiç birine.

Hayıflananlar niçin şu triplerde? Varlıklarını raks ettiriveriyorlar. Evet! Orakların gölgesinde sahip olunmalı O'na. Ne halde inanışlar? İbneler. Yadsınamaz yassı gerçeklerimiz neredeler? Tatmin mi oluyorlar? Oğlancılık diz boyu. Bu kabile böyledir. Sarmaşıklanmalarına ve doğanın tüm dengesiz mide bulandırıcı bozulmalarına karşı hissettikleri aidiyet, korkutucudur. Bi çin hanedanlığının müdavimleri yahut kızıl ordu mensupları yahut führer gölgesinde güneşlenen sarı boklar.. Hepsi adanmışlık hissiyle varolmuş, kimsenin umursamadığı çamur bataklıklarına, karıncayiyenlerin götlerini yıkadıkları, yolların kenarlarında akıp giden boklu sularda kaybolmuştur. Gerçek olabilecek şey, sen sıçtıktan hemen sonra değişebilecek olandır. Sıçarkende dua edilebilir. Gerçektir. Tanrı buna kızamaz. Aksi halde bu koca götü niçin vermiştir? Bu durumda bi özütme sistemi oluşturmak Bodhidharma'nın yaraşırlığı altında ki bi zen ustasına yakışır mı? Bi zen ustası nasıl sıçar? O çukur ne mübarek çukurdur?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder