Odacık..
Kış. Bi kışın, ne kadar sıcak olması beklenebilir ki? Kutumsu, ışıksız beyaz duvarları hiçte beyaz diildi, hatta kararmıştı; rutubetten mi? Geceden mi? Bilmiyordu. Bilmek içinde düşünmüyordu. Ama. Beyaz yetememişti geceye. O da yetemiyordu, erişemiyordu. Emanet bi yatakta yatıyordu. Yatak bile bile değildi, yatılacak bişiy bile olmayabilir idi. Bişiy. Uyku gelmiyordu aklına, uyumayı düşünmüyordu da nitekim. Ayak ucunda eski, pas tutmuş ve kırılmış bikafes görünüyordu. Orda olup olmadığı belli diildi ama görünüyordu. Bi kuş bakıyordu telin ardından. O da memnun diildi; yenik bi odada, ona yaraşmayan bi yuvada ve akıtan bi tavanın tamda akıtan yanına denk getirilmiş kafeste sistematik bi örüntüyle damlayan sudan zarif bi kadının tangosunu andıran adımlarla kaçmaktan. Damlayan su onun hem ızdırabı hem de müjdecisiydi. Dışarıda hala varolan bişiylerin varolduğuna inanmasını sağlamakla kalmıyor; bigün bu damlaların hıncını almak için bulutların karşısına dikilmenin hayali ile hayatta kalmaya tahammül etmesini sağlıyordu. Ve karşısında durup gözünü birazda pejoratif bi imgesellikle ona dikmiş, yüzünü televizyon ışığının yansımasıyla seçebildiği bu silik herife bakıyordu. O, ona acıyordu; O da ona. Ama biri daha acınasıydı. Bi kafesi yoktu. Bulutlara gidip hesap sormasınıa tek engel düşünceleriydi, onca. Belki kendisiydi, yada diildi. Yada duvarda; bi saatin hudutlarını aşan bi ses çıkaran saatti onu orda tutan. Ama bi yerde hak veriyordu kuş, bu herife; tanrı ona kanat bahteşmemişti. Bu, bu herife yapılmış bi haksızlık diilmiydi. Kanatları olduğu için kendine acıdı bu kez. Kanatları ona, ağır geldi.
(bu metin bi betimlemeliktir. sıradan bi 645 metinleriyle benzerlik gözterebilmekle birlikte göstermeyedebilir. özgündür. fikirdir. ve bi altıkırkbeş tribi diildir. oladabilir. '' hiç anlamaya çalışmadım'')

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder